Çocuklara Anlatmak ve Toplumsal Etki

Bu yazı 16.03.2020 tarihli ‘Teve2 Derya Baykalla Gülümse’ Programı Röportajıdır.

1.SON DÖNEMLERDE YAŞANAN OLAYLAR, PANDEMİ BÜYÜK KÜÇÜK HEPİMİZİ NE YAZIK Kİ DERİNDEN ETKİLİYOR. TOPLUMSAL ACILAR BİREY VE TOPLUM PSİKOLOJİSİNİ NASIL ETKİLİYOR?

Tüm büyük ölçekli acılar birbirine benzer düşünceler ve duygulara sebep oluyor diyebiliriz. Bunun sebebi yaşamda kalma savaşı karşısında türümüzün gayri ihtiyari verdiği tepkiler olarak özetlenebilir. Ve belki de şöyle örneklendirilebilir bu düşünce ve duygu döngüsü; kontrol kaybı hissi ve beraberinde gelen endişe, benim de başıma gelecek korkusu ve sanırım eskisi gibi olmayacak bir daha düşüncesini takiben ortaya çıkan umutsuzluk.

Bunlar otomatik olarak zihinlerimizde beliren durumlardır, fakat bireysel farklılıklarımız; savunma mekanizmalarımız, teslimiyete bakışımız, geçmiş yaşantılarımız bu gibi durumlarda ne ölçüde soğukkanlı, ne ölçüde temkinli ve fakat evhamlı olmadan ya da çok endişeli ve ne yapacağını bilemez halde olmamızı belirleyen parametrelerdir.

İnsan türü genel olarak benzer duygu ve düşünceler ile karşılaşırken bedeninde, bireysel farklılıklarımızda nitelik ve niceliğini etkiler düşünce-duygu ve davranışlarımızın.

Toplumda yaşanan bu durumun toplumsal etkisi ise bir tarafı ile içe dönmek iken bir tarafı ile de ortak acı ve kaygıyı paylaşmak üzerinden ortaya çıkan empati ve duyarlılık artışı da göz ardı edilmemelidir.

2.TOPLUM SAĞLIĞIMIZ VE PSİKOLOJİMİZ AÇISINDAN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

Öncelikle bireysel-ailevi önlemlerimizi almalı, üzerimize düşen görevi yerine getirmeliyiz. Bu bizim ‘üzerime düşeni yaptım’ duygumuz için önemlidir. Sağduyulu olmalı ve işin uzmanlarını dinleyerek, yönlendirmelere uygun hareket etmeliyiz. Gerçekçi ve fakat karamsar olmamaya özen göstermeliyiz.

3.BU TARZ DURUMLAR KİMİ ZAMAN BİZLERİ BUHRANA SÜRÜKLÜYOR, UMUTSUZLUĞA KAPILABİLİYORUZ. BÖYLE BİR PSİKOLOJİYLE NASIL BAŞ EDEBİLİRİZ?

Bu kolay bir durum değil elbette, ancak her olası ‘ayakta kalmaya gayret etme’ senaryosuna ilişkin yapılmış çalımalar ebeveynlerin dayanma ve kendini bırakmama gücünün çok daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bu da gelecek nesillere ilişkin sorumluluğumuz bizatihi önlem alma ve dayanma gücümüzü artırıcı özellikte olduğunu göstermekte.

Umutsuzluğa ve endişeye kapılmak elbette belli bir ölçüde işlevsel, bu duyguları yaşamalıyız ki durumu ciddiye alalım ve önlemler dahilinde hareket edelim. Ancak virüslerden korunalım derken ruh sağlığımızı da göz ardı etmememiz gerekir. Burada aile içerisinde duygulara ilişkin de görev paylaşımı yapılabilir. Daha soğukkanlı bir birey güncel haberleri takip edip, yapılması gerekenleri partnerine iletirken, o haberleri izlediğinde karamsarlaşan kişi izlemekten uzak durup ev içi önlemlere dair desteğini sunabilir.

Ek olarak, olumlu iç konuşmalar ‘bu durumla başa çıkabilirim’ ‘zor durumların üzerinden gelinebilir’ gibi ifadeleri kendinize hatırlatmak içsel kaynaklarınızı ortaya çıkarmakta yardımcı olacaktır.

4.TOPLUMSAL OLAYLAR TELEVİZYONLARDA, SOSYAL MEDYADA DA YER ALIYOR. ÇOCUKLARIMIZ DA TABİ BİZE SORUYORLAR. PEKİ ÇOCUKLARIMIZA PSİKOLOJİK OLARAK BU TARZ OLAYLARI NASIL ANLATMALIYIZ? YA DA ANLATMALI MIYIZ?

Duygu bulaşıcıdır ve çocuklar sizin kaygılı haliniz ile değişen hassasiyetinizi (sürekli el yıkamak vb) fark ederler. Anlam veremedikleri kaygınız onları daha da endişelendirebilir.

2-3 yaşındaki çocuklar için özel duruma dair bir açıklama yapmaya gerek olduğunu düşünmüyorum, hijyen tedbirlerinizi ‘hasta olmamak adına’ açıklaması ile her zamanki gibi yürütebilirsiniz. Okula gitmeme durumunu da ‘tatil’ olarak adlandırabilirsiniz.

Fakat daha büyük çocuklar için; sizin konuşmalarınızı duymaları, sosyal medyada görmeleri ya da siz haberleri dinlerken kulak kesilmeleri yüksek ihtimaldir ve demin de belirttiğim gibi ‘ne olduğunu bilmedikleri’ bir duruma ilişkin korku senaryoları yaratabilirler zihinlerinde. Bu sebeple kısa-net-doğru bilgi paylaşımı yapmak önemlidir. Fakat yaş ne kadar küçük ise durumu daha da üstü kapalı anlatmak o kadar doğrudur.

Açıklama yapmadan evvel mutlaka onlara sorun ve konu hakkında bir bilgiye sahip mi ve bu bilgi onu ürkütecek, sizin değiştirmeniz gereken bilgi mi anlamaya çalışın.

Onun kendini ifade etmesine, endişelerini dile getirmesine izin verin.

Yanlış bilgileri var ise ikna etmeye çalışarak ya da doğru olmayan bilgiler sunarak değiştirmeye çalışmayın.

Güvenlik önlemlerinin sizin sorumluluğunuzda olduğu ve evde geçen zamana ilişkin günlük akışa ilişkin sohbete odaklanın.

5.ÇOCUKLARA KAÇ YAŞINDAN İTİBAREN ANLATILMALI? ANLATIRKEN NASIL BİR ÜSLUP VE SES TONUYLA KONUŞMALIYIZ?

Aslında yukarıda açıklamış oldum, ne kadar küçük ise ses o kadar masalsı. Hangi yaş olursa olsun, olabildiğince soğukkanlı. Yaş büyüdükçe net ve fakat gerçekçi.

6.ÇOCUKLARA SALGIN HASTALIK GİBİ MÜCADELELERİ ANATIRKEN KELİMELERİMİZİ NASIL SEÇMELİYİZ? HANGİ SÖZCÜKLERDEN KAÇINMALIYIZ?

Yaş küçük ise bu ayrıntıya gerek yok, bu virüse yakalanmamak için neler yapmamız gerektiğini biliyoruz ve birbirimize hatırlatarak bu işi başaracağız diyebilirsiniz.

Ölüm gerçekliğine de gerek yok1

12-13 yaş itibari ile özet ve hekim dili kullanılabilir (doktor açıklamaları okunarak-ürkütecek detaylar çıkarılarak).

Not: Çocuğunuzun sos medya kullanımına göre hareket edin-olası göreceği ‘felaket senaryoları’ ile ilgili önden uyarın.

Ergenler ‘umru değilmiş’ gibi bir tavırda olabilirler-ciddiye almayın, tartışmayın, onların endişerini yönetme yöntemi olduğunu unutmayın.

7.ÖNLEMLER KAPSAMINDA OKULLAR TATİL EDİLDİ, ÇOCUKLAR EVDE. AİLELERE ONLARLA BU SÜRECİ EN İYİ ŞEKİLDE GEÇİRMEK ADINA NELER ÖNERİRSİNİZ?

Rutin oluşturmak önemli. Hem okuldan uzak kalma durumunda dağılmamaları hem de kaygılanmamaları adına.

Küçük yaşlar için oyun, etkinlik, mutfak çalışmaları, kitap okumaları.

Büyük yaşlar için online derslerin takibi, öğretmen yönlendirmeleri ile çalışmaların yapılması ve onlara da keyif verecek eğlenceli etkinlikler. Belki arkadaşlar ile görüntülü konuşma saatlerinin rutine eklenmesi.

Sınav senesi olanlar da temkinli olmalı elbette. Sanki hiçbir değişiklik olmayacak gibi genel düzenine devam etmek kaygı yönetimi ve çalışma disiplini adına önemli.

8.ÇOCUKLARIMIZIN PSİKOLOJİSİNİ KORUMAK İÇİN EKRANLARDAN UZAK MI TUTMALIYIZ?

Küçük yaşları zaten uzak tutun, büyük ve normalde ekran kullanımına izin veriyorsanız, yeni bir tartışma alanı haline getirmeyin ama daha önce konuştuğumuz açıklamaları yapın.