The Psychology of Pandemics kitabının yazarı Psikolog Steven Taylor’ın röportaj çevirisidir.

British Columbia Üniversitesi klinik psikoloji alandında profesör olan Steven Taylor’ın yakın zamanda-şu an tedarik edilemeyen bir kitabı yayınlandı. Kitap, pademi günlerinde toplum psikolojisinin süreç yönetimi üzerindeki kritik etkisini anlatıyor. İlginç bir bilgi; Taylor, pandemiyi öngörüyor ve fakat bunun influenza olacağı varsayımı ile hareket ediyor.

İşte kitap özeti;

‘Pandemi, dünyaya yayılmış büyük ölçekli salgınlardır. Bilim insanları, bir sonraki pandeminin gelecek yıllarda, muhtemelen bir tür gripten, potansiyel olarak yıkıcı sonuçlarla ortaya çıkabileceğini tahmin ediyorlar. Varsa aşılar ve davranış yöntemleri enfeksiyonun yayılmasını sağlamak için hayati öneme sahiptir. Bununla birlikte, pandemik enfeksiyonun yayılmasını ve buna bağlı duygusal sıkıntıyı ve sosyal bozulmayı etkileyen psikolojik faktörlere çok az dikkat edilmiştir.

Psikolojik faktörler birçok nedenden dolayı önemlidir. Aşı ve hijyen programlarına bağlı kalıp kalmamalarında ve insanların enfeksiyon tehdidi ve ilişkili kayıplarla başa çıkma sürecinde önemli bir rol oynarlar.

Psikolojik faktörler, insanlar enfeksiyonla tehdit edildiğinde ortaya çıkan aşırı korku, damgalama ve yabancı düşmanlığı gibi salgınlarla ilişkili toplumsal sorunları anlamak ve yönetmek için önemlidir.

Bu kitap, pandemi psikolojisinin ilk kapsamlı analizini sunmaktadır. Uyumsuz davranışlar, duygular ve savunma tepkileri de dahil olmak üzere pandemilere karşı psikolojik reaksiyonları tanımlar ve hastalık ve sıkıntıların yayılmasına katkıda bulunan psikolojik güvenlik açığı faktörlerini gözden geçirir. Ayrıca, bu sorunların ele alınması için ampirik olarak desteklenen yöntemleri dikkate alır ve halk sağlığı planlamasının sonuçlarını ana hatlarıyla belirtir.

Covid-19 salgını sizin için gerçek dışı görünüyorsa, benim için iki kat gerçeküstü oldu. Neredeyse iki yıldır, Aralık 2019’da yayınlanan Pandemi Psikolojisi adlı bir kitap üzerinde çalışıyordum. Yayınlandıktan birkaç hafta sonra Covid-19 ortaya çıktı ve enfeksiyonun yayılması pandemik oranlara ulaştı. Kitabımın son bölümünde “Bir sonraki salgının portresi” başlıklı bir bölüm vardı. Bu bölümde açıklanan hemen hemen her şey zaten oldu. Bu bölüm başlangıçta dünya Covid-19 ile karşılaşmadan bir yıl önce yazılmıştır.

Bazı insanların iddia ettiği gibi kitap kehanet miydi? Elbette değil; araştırma ve bilimsel verilere dayanıyordu.

İşte araştırmanın hikayesi;

Sağlıkları hakkında yüksek kaygı sahibi bireyleri – sözde hipokondriyakları tedavi etmek zor olabilir, ancak yine de hipokondriyazis beni her zaman büyülemiştir. Bu tür bir durum içerisinde olan insanlar her ne kaadar doktorları sağlıkları ile ilgili bir problem olmadığını belirtsede, iyi olduklarının teyidini doktorlarından tekrar ve tekrar almak isterler. Meslektaşlarım ve ben bu durumu yaşamakta olan hastaları tedavi ettik ve sağlıkları ile ilgili yüksek kaygı duyan kişilere nasıl yardım edilebileceği ile ilgili birçok bilimsel makale ve kitap yayınladık.


Klinik çalışmamın ve hipokondriyaz hakkındaki araştırmamın ortasında, bir sonraki pandeminin geldiğini bildiren gazete raporlarına rastladım. Bu beni ilgilendiriyordu; Hastalarım böyle bir felakete nasıl tepki verecekti? Bu yüzden geçmiş pandemiler üzerine araştırma yapmaya başladım, insanların enfeksiyon tehdidine nasıl tepki verdiğini ve bunlarla nasıl başa çıktıklarını anlamaya çalıştım. Pandemi hakkında ne kadar çok okursam, pandemilerin aslında psikolojik fenomenler olduğunu o kadar fark ettim. Salgın hastalıklar sadece insanları enfekte eden bazı virüslerle ilgili değildi. Pandemiler ancak insanlar kimi konularda hem fikir olduklarında ve ortak tutum sergilediklerinde kontrol altına alınabilir;  öksürürken elleri ile ağızlarını kapamaları, ellerini önerilen sıklık ve yöntem ile yıkamakamaları, sosyal mesafe kuralına uymaları vb. Fakat, çeşitli psikolojik nedenlerden dolayı insanlar bunları yapmayı reddederse, pandemi kontrol altına alınamayacak ve yayılmaya devam edecektir.


Pandemi psikolojisini araştırdıkça, toplumun pandemilere tepki verme biçiminde psikolojinin kritik önemini fark ettim. Önceki pandemilerde ırkçılık, panik satın alma, hastanelere akın etme, sosyal izolasyon ve tecrit durumuna ilişkin yoğun olumsuz duygular yaşanmıştı. Böylece, insanların pandemilere nasıl başa çıktıklarını veya bunlara nasıl tepki verdiklerini anlamada psikolojinin son derece önemli olduğu ortaya çıktı. Gerçekten de bunların hepsini şu anki Covid-19 salgınıda da görmekteyiz.

Dünya Covid-19 ile karşılaşmadan önce kitabımı yazarken bir şeylerin üzerinde olduğumu fark ettim. Hiç kimse, bildiğim kadarıyla, tüm parçaları bir araya getirmemişti. Yani, hiç kimse psikolojinin pandemiyi anlamak ve üstesinden gelmek için önemli olduğu yollara hiç bakmamıştı. Bu projeye iki yıl boyunca derinlemesine dalmıştım, çeşitli bilimsel uzmanlık alanlarından ve sayısız pandemiden araştırma ve tarihi bilgileri bir araya getirdim. Bunun önemli bir proje olduğuna ikna olmuştum çünkü virologlar bir sonraki pandeminin yakında çıkacağını tahmin ediyorlardı. Bu nedenle, genel olarak insanlara ve toplumlara bulaşıcılığın yayılmasını kontrol etmek ve pandemiklerle ilişkili duygusal sıkıntı ile başa çıkmak için yardım etmenin yollarını bulmak için pandemi psikolojisini anlamak önemliydi.

Proaktif olmayı seviyorum. Sorunları ortaya çıkmadan önce tahmin etmeyi seviyorum. “Pandemi Psikolojisi” yazmamın bir nedeni de budur. Hazırlanalım; bir sonraki salgın geliyor. Bu nedenle, pandemi kitap teklifimi 2019’un başlarında, Covid-19 salgından yaklaşık 10 ay önce editörüme gönderdim. Teklifimi reddetti ve bana “kimsenin kitabı okumadığını” söyledi. Sönük insanların miyop olduğunu açıklamaya çalıştım; sadece hemen önümüzde olanlara odaklanıyoruz ve uzun vadeli problemleri göz ardı etme eğilimindeyiz. Editörüm ikna olmamıştı. Bu yüzden kitabımı başka bir yayıncıya gönderdim ve kaderin bir cilvesi olarak, kitap Covid-19’un patlak vermesinden birkaç hafta önce yayınlandı.

Kitabın son bölümünde, “Bir sonraki salgının portresi” başlıklı bölümde, Covid-19 ile neler olacağına dair olabildiğince doğru bir resim çizmiş olduğumu düşünüyorum. Ancak, birkaç noktada yanılmışım; Bir sonraki pandeminin bir koronavirüs yerine bir grip virüsü olacağını varsaymıştım ve üzgünüm ama kim panik satnın alma davranışındaki en popüler ürünün -tuvalet kağıdı- olacağını tahmin edebilirdi ki?

Kitapta hala sınanması gereken birkaç varsayım mevcut: Bu pandemide de, geçmiş pandemilerde olduğu gibi, ‘elseverliğin’ artacağı ve mümkün olduğunca insanların bir araya gelip, birbirlerini destekleyeceklerini-birbirlerine yardımcı olacaklarını umut ediyorum. Ancak, bu pandemide, bir aşı hazır olduğunda, insanların aşı olmak için uğraşmayacaklarından endişeliyim. Önceki pandemilerde bu ciddi bir sorundu. Hepimiz aşı olmazsak topluluğumuzun daha savunmasız üyelerini koruyamayız – ve bu insani felaketin diğer ucundan çıkarken herkesin aklında tutması gereken, önemli bir husus.’