top of page

Gerçekliğin Aile Tarafından Üretimi: Dogtooth Üzerine Sistemik ve Psikanalitik Bir İnceleme

  • Yazarın fotoğrafı: Yegan Özcan
    Yegan Özcan
  • 7 Oca
  • 5 dakikada okunur

Öz

Bu makale, Yorgos Lanthimos’un Dogtooth (2009) filmini genel sistem teorisi, aile sistemleri yaklaşımı ve psikanalitik kuram çerçevesinde analiz etmeyi amaçlamaktadır. Film, dış dünyadan yalıtılmış bir çekirdek aile anlatısı üzerinden, gerçekliğin bireysel deneyimden ziyade sistem tarafından nasıl üretildiğini ve sürdürüldüğünü görünür kılar. Çalışmada, aile yapısının hiyerarşik örgütlenmesi, sınırların katılığı, dilin manipülasyonu ve ayrışmanın bedensel bir bedel üzerinden koşullandırılması ele alınmıştır. Makale, Dogtooth’un bireysel psikopatoloji anlatısından çok, kapalı ve totaliter aile sistemlerinin alegorik bir temsili olduğunu ileri sürmektedir.


Anahtar Kelimeler: Aile sistemleri, genel sistem teorisi, ayrışma, Yorgos Lanthimos


Giriş

Aile, psikoterapi literatüründe çoğu zaman koruyucu ve düzenleyici bir yapı olarak ele alınsa da, belirli koşullarda bireysel özneleşmeyi engelleyen, gerçekliği tekelleştiren ve ayrışmayı tehdit olarak kodlayan kapalı bir sisteme dönüşebilir. Yorgos Lanthimos’un Dogtooth filmi, bu tür bir aile yapılanmasını uç bir örnek üzerinden sahneleyerek, aile sistemlerinin patolojik işleyişini görünür kılan önemli bir kültürel metin sunmaktadır.


Film, dış dünyadan tamamen izole edilmiş bir aileyi anlatırken, asıl olarak bireylerin değil, sistemin kendisinin nasıl işlediğini odağa alır. Bu yönüyle Dogtooth, bireysel ruhsal bozukluklardan ziyade, ilişkisel ve yapısal düzeneklerin ruhsal yaşam üzerindeki belirleyiciliğini tartışmaya açar. Bu makalenin amacı, filmi psikanalitik ve sistemik bir çerçevede ele alarak, aile içi hiyerarşi, dil kullanımı ve ayrışma süreçlerinin nasıl bir denetim mekanizmasına dönüştüğünü incelemektir.


Metodoloji

Bu çalışma, nitel ve yorumsamacı (hermeneutik) bir analiz yaklaşımına dayanmaktadır. Dogtooth filmi, ampirik veri üretme ya da klinik genelleme amacıyla değil; aile sistemleri ve psikanalitik kuramın temel kavramlarının kültürel bir metin aracılığıyla nasıl temsil edildiğini tartışmak amacıyla ele alınmıştır. Film, klinik bir vaka olarak değil; kapalı ve katı aile sistemlerinin iç mantığını sembolik düzeyde yoğunlaştıran alegorik bir anlatı olarak değerlendirilmiştir.


Metodolojik tercih, aile sistemleri ve psikanalitik kuramların ortak epistemolojik varsayımlarıyla uyumludur. Her iki yaklaşım da anlamın bireysel niyetlerden ziyade ilişkisel bağlam içinde kurulduğunu varsayar. Bu nedenle analiz, karakterlerin bireysel psikopatolojilerinden çok, aile sisteminin hiyerarşik örgütlenmesi, sınır yapıları ve gerçeklik inşası üzerinde yoğunlaşmıştır. Film metni, vaka formülasyonuna benzer biçimde, doğrusal nedensellikten ziyade tekrar eden örüntüler üzerinden okunmuştur.


Kuramsal Çerçeve

Genel Sistem Teorisi ve Aile Sistemleri

Genel sistem teorisine göre sistemler, kendi bütünlüklerini ve sürekliliklerini korumaya yönelik bir eğilim gösterirler (von Bertalanffy, 1968). Aile sistemleri yaklaşımı, bireysel semptomların çoğu zaman bu sürekliliği korumaya hizmet eden ilişkisel ürünler olduğunu ileri sürer (Bowen, 1978; Minuchin, 1974). Dogtooth’taki aile, dış girdilere tamamen kapalı, yüksek iç tutarlılığa sahip ve değişime dirençli bir sistem olarak yapılandırılmıştır.


Psikanalitik Zemin

Psikanalitik açıdan film, süperegonun totaliter işlevi, sembolik düzenin bozulması ve özneleşmenin engellenmesi temaları etrafında okunabilir. Baba figürü, yasayı temsil eden ama aynı zamanda keyfî biçimde uygulayan bir süperego işlevi görür (Freud, 1923/1961). Çocuklar, arzularını değil, sistemin beklentilerini içselleştirerek var olurlar.


Film Analizi

Yapısal Hiyerarşi ve Sınırlar

Filmde aile yapısı, aşırı katı ve dikey bir hiyerarşiyle örgütlenmiştir. Anne-baba alt sistemi mutlak otoriteye sahipken, çocuklar işlevsel birer nesne konumundadır. Aile dışına karşı sınırlar tamamen kapalı, aile içinde ise aşırı iç içe geçmiştir. Bu yapı, Minuchin’in tanımladığı donmuş aile örgütlenmesine karşılık gelmektedir.


Dilin Manipülasyonu ve Gerçeklik İnşası

Kelimelerin anlamlarının sistematik biçimde yeniden tanımlanması, aile sisteminin gerçekliği tekelleştirme stratejisinin merkezinde yer alır. Bu durum, psikanalitik açıdan sembolik düzenin tahrip edilmesine; sistemik açıdan ise epistemik ve ilişkisel kapanmaya işaret eder.


Ayrışma ve Köpek Dişi Metaforu

“Köpek dişi”, evden ayrılmanın koşulu olarak sunularak, ayrışmanın doğal bir gelişimsel süreç değil, bedensel bir travma olarak kodlandığını gösterir. Bu metafor, bazı aile sistemlerinde bireysel ayrışmanın ancak kendine zarar verme pahasına mümkün olabildiğini simgesel düzeyde ifade eder.


Tartışma

Dogtooth, aileyi yalnızca patolojik bir yapı olarak değil, modern öznenin kuruluşunda merkezi bir ideolojik aygıt olarak ele alır. Filmde aile, sevgi, koruma ve eğitim söylemleri aracılığıyla meşrulaştırılan; ancak esas işlevi denetim, gerçekliğin tekelleştirilmesi ve ayrışmanın engellenmesi olan kapalı bir sistem olarak yapılandırılmıştır. Bu yönüyle film, aile sistemlerinin yalnızca bireysel ruhsal sorunların kaynağı değil, aynı zamanda kültürel ve politik düzeneklerin mikro ölçekteki taşıyıcıları olduğunu düşündürür.


Sistemik açıdan bakıldığında, Dogtooth’taki aile homeostatik dengenin aşırı bir biçimde korunduğu, değişimin varoluşsal bir tehdit olarak kodlandığı donmuş bir sistem örneği sunar. Aile, dış dünyadan gelen her türlü bilgiyi bozarak ya da yeniden tanımlayarak, sistemin kapalı yapısını sürdürür. Bu durum, Bateson’un çifte açmaz kavramı ile birlikte düşünüldüğünde, çocukların gerçekliği test etme ve öznel anlam üretme kapasitelerinin nasıl felce uğratıldığını açıklar. Sevgi söylemi ile şiddet pratiklerinin eş zamanlı varlığı, sistemin çelişkili ama tutarlı iç mantığını oluşturur.


Psikanalitik düzlemde film, süperegonun koruyucu değil, sadistik bir işleve büründüğü bir aile evreni çizer. Baba figürü, yasayı temsil eden sembolik bir otoriteden ziyade, keyfî ve mutlak bir iktidar figürüdür. Bu durum, Lacan’ın sembolik düzen kavramsallaştırmasıyla okunduğunda, yasaya erişimin engellendiği; çocukların gerçekliğe değil, yalnızca babanın söylemine bağlandığı bir yapı ortaya koyar. Sembolik düzenin bu şekilde çarpıtılması, özneleşmenin önkoşulu olan dilsel ve simgesel ayrışmayı imkânsızlaştırır.


“Köpek dişi” metaforu, ayrışmanın bedensel bir bedel üzerinden koşullandırılmasını temsil eder. Ayrışma, gelişimsel bir kazanım olmaktan çıkar; travmatik bir kopuşa indirgenir. Bu durum, klinik pratikte bazı ailelerde gözlemlenen, bireyselleşmenin ancak kendine zarar verme, psikosomatik semptomlar ya da ağır suçluluk duyguları eşliğinde mümkün olabildiği örüntülerle paralellik gösterir. Film, bu örüntüyü aşırılaştırarak görünür kılar.

Teolojik ve kültürel açıdan bakıldığında ise Dogtooth, Tanrısal baba imgesinin seküler bir parodisi olarak da okunabilir. Baba, her şeyi bilen, her şeyi tanımlayan ve mutlak itaat talep eden bir figürdür. Ancak bu figür, merhamet ve adalet değil, keyfîlik ve cezalandırma üretir. Bu bağlamda film, kutsal düzen söylemleriyle meşrulaştırılan her türlü kapalı sistemin eleştirisini sunar. Aile, kutsallık atfedilen bir yapı olmaktan çıkarak, şiddetin sıradanlaştığı bir iktidar alanına dönüşür.


Bu tartışma, Dogtooth’un yalnızca bireysel ya da ailesel patolojiye dair bir anlatı olmadığını; modern toplumda norm, gerçeklik ve itaat üretiminin nasıl işlediğine dair daha geniş bir eleştiri sunduğunu göstermektedir.

 

 

Kaynakça

  • Bateson, G. (1972). Steps to an Ecology of Mind. San Francisco, CA: Chandler.

  • Bion, W. R. (1961). Experiences in Groups. London: Tavistock.

  • Bowen, M. (1978). Family Therapy in Clinical Practice. New York, NY: Jason Aronson.

  • Foucault, M. (1975). Discipline and Punish: The Birth of the Prison. New York, NY: Pantheon.

  • Foucault, M. (1978). The History of Sexuality, Volume I: An Introduction. New York, NY: Pantheon.

  • Freud, S. (1913/1958). Totem and Taboo. New York, NY: W. W. Norton.

  • Freud, S. (1921/1955). Group Psychology and the Analysis of the Ego. New York, NY: W. W. Norton.

  • Freud, S. (1923/1961). The Ego and the Id. New York, NY: W. W. Norton.

  • Green, A. (1999). The Fabric of Affect in the Psychoanalytic Discourse. London: Routledge.

  • Haley, J. (1976). Problem-Solving Therapy. San Francisco, CA: Jossey-Bass.

  • Kernberg, O. (1984). Severe Personality Disorders: Psychotherapeutic Strategies. New Haven, CT: Yale University Press.

  • Lacan, J. (1953/2006). Écrits. New York, NY: W. W. Norton.

  • Minuchin, S. (1974). Families and Family Therapy. Cambridge, MA: Harvard University Press.

  • Winnicott, D. W. (1965). The Maturational Processes and the Facilitating Environment. London: Hogarth Press.

  • von Bertalanffy, L. (1968). General System Theory: Foundations, Development, Applications. New York, NY: George Braziller.

  • Žižek, S. (2006). The Parallax View. Cambridge, MA: MIT Press.

 

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Aile Sistemi Olarak Madrigal Ailesi

Aile terapisine göre bireyler tek başına değil, ait oldukları sistemin bir parçası olarak anlaşılır. Encanto’da sorun “Mirabel” gibi görünse de, asıl mesele ailenin işleyiş biçimidir. Aile, travma son

 
 
 

Yorumlar


©2022, Yegan Özcan tarafından kurulmuştur.

bottom of page