top of page

Parazit, Sistem ve Aile: Parazit Filminin Genel Sistem Teorisi ve Aile Sistemleri Perspektifinden Analizi

  • Yazarın fotoğrafı: Yegan Özcan
    Yegan Özcan
  • 7 Oca
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 2 gün önce

Bong Joon-ho’nun Parazit filmi, ilk bakışta bir sınıf hikâyesi gibi okunur. Yoksulluk ve zenginlik, yeraltı ve yerüstü, koku ve temizlik, görünürlük ve silinmişlik… Ancak film, asıl gerilimini bu karşıtlıkların kendisinden değil, bu koşulların içinde işleyen iki aile sisteminin birbirine temas etme biçiminden üretir. Parazit, bireysel ahlaka ya da karakter kusurlarına yaslanan bir anlatı kurmaz; bunun yerine, eşitsiz çevresel koşullar altında varlığını sürdürmeye çalışan sistemlerin kaçınılmaz çatışmasını sahneye taşır.


Genel sistem teorisi açısından bakıldığında, her sistem çevresiyle ilişki içinde var olur ve bu ilişkiyi sürdürebilmek için bir denge, yani homeostaz kurmaya çalışır. Ancak çevresel koşullar sertleştiğinde, sistemlerin bu dengeyi koruma yolları da dönüşür. Kim ailesi ve Park ailesi, biri diğerinin ahlaki karşıtı değil; tamamen farklı bağlamlarda hayatta kalmaya çalışan iki ayrı sistemdir. Film, “neden böyle davranıyorlar?” sorusundan çok, “hangi koşullar altında başka türlü davranmaları mümkün?” sorusunu düşündürür.


Biyolojik kökenli “parazit” kavramı burada güçlü bir metafora dönüşür. Parazit, yaşamını sürdürebilmek için bir konağa ihtiyaç duyan organizmadır. Bu ilişki, her zaman tek taraflı bir sömürü anlamına gelmez; çoğu zaman sistemler arası zorunlu bir uyum biçimidir. Kim ailesinin Park ailesinin yaşam alanına önce dışsal, sonra içsel biçimde sızması; biyolojide fakültatif ve endoparazitik ilişkilere benzer. Bu sızma ahlaki bir bozukluk değil, hayatta kalmanın tek mümkün yolu hâline gelmiştir. Sistem, kendi bütünlüğünü koruyabilmek için esnekleşir, şekil değiştirir, görünmez olur.


Park ailesi ise görünürde sınırları net, düzenli ve kontrollü bir sistemdir. Ancak bu düzen, başkalarının görünmez emeğine bağımlıdır. Bu bağımlılık bastırıldığı sürece sistem işlevsel görünür; geri bildirimler devre dışı bırakılmıştır. Ta ki iki sistem arasındaki temas yoğunlaşıp bastırılanlar açığa çıkana kadar. Filmdeki kırılma noktası, bireysel bir öfke patlamasından çok, sürdürülemez hâle gelen bir sistem dengesinin çöküşüdür.


Şiddet burada bir patoloji değil, çözümsüzlüğün dili olur. Homeostaz bozulduğunda sistemler semptom üretir. Aile sistemleri kuramının klinik alanda sıkça hatırlattığı gibi, semptomlar çoğu zaman bireylerin içinde değil, ilişkisel bağlamlarda ortaya çıkar. Parazit, bu bağlamı genişleterek aileyi daha büyük sosyal sistemlerin ara birimi olarak konumlandırır. Ne Kim ailesini romantize eder ne de Park ailesini şeytanlaştırır. Her iki sistem de kendi çevresinde işlevseldir; sorun, bu sistemlerin karşılaşma biçimindedir.


Bong Joon-ho’nun anlatısal gücü tam da burada belirginleşir. Yönetmen, politik mesajını yüksek sesle dile getirmez. Bunun yerine mekânlar, bedenler, kokular ve görünmezlik üzerinden konuşur. Metafor seyircinin gözüne sokulmaz; sezdirilir. Böylece film, izleyiciden ahlaki bir taraf seçmesini istemez; onu rahatsız eden bir düşünceyle baş başa bırakır: Kim kime bağımlıdır? Ve bu bağımlılık hangi koşullarda kaçınılmaz hâle gelir?


Bu yönüyle Parazit, yalnızca bir sınıf eleştirisi değil; aynı zamanda sistemler arası ilişkilerin nasıl patoloji üretebildiğine dair güçlü bir hatırlatmadır. Klinik alanda sıkça gözden kaçan bir gerçeği sinematografik bir düzlemde yeniden kurar: Bazen sorun bireylerde değil, bireylerin sıkıştığı sistemlerdedir. Film, bu sıkışmayı açıklamaz; hissettirir. Ve tam da bu nedenle, izleyicinin zihninde uzun süre dolaşmaya devam eder.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Sözün Yetmediği Yerde: Bedenin Kontrolle İmtihanı

Bu iki metni yan yana koyduğumda, takiplerimde sıkça karşılaştığım ama her seferinde başka bir biçimde ortaya çıkan bir gerilim alanı beliriyor:  arzuyla korkunun aynı anda var olması . Linda Knausgår

 
 
 

Yorumlar


©2022, Yegan Özcan tarafından kurulmuştur.

bottom of page